Penguenler Hakkında Şaşırtıcı Gerçekler: Su Altında Uçan Kuşlar
Penguenler uçamaz ama su altında kanat çırparak ilerler, ayakları donmadan buzda durur ve binlerce bireylik kümelerde sırayla ısınır. Penguenlerin bilinmeyen yönleri.
Derya Akıncı 4 dk okuma
Penguenler, kuş olmanın sınırlarını zorlayan canlılar. Uçamazlar, ama su altında saatte yirmi kilometreyi aşan hızlara ulaşırlar. Kanatları küçülmüş değil, tamamen başka bir işe uyarlanmıştır: hava yerine suyu iterler. Karadaki hantal yürüyüşleriyle tanınan bu hayvanlar, denize girdikleri anda son derece çevik avcılara dönüşür. On sekiz civarında türü vardır ve yaygın kanının aksine çoğu buzullarda değil, ılıman kıyılarda yaşar.
Penguenlerin bugünkü durumu, iklim koşullarındaki değişimin canlılar üzerindeki etkisini en net gösteren örneklerden biri. Deniz buzunun zamanlaması, besin zincirinin başındaki türlerin bolluğunu ve dolayısıyla kuluçka başarısını doğrudan belirliyor. Bu tabloya bakıldığında iklim değişikliğiyle mücadelede bireysel adımlar uzak bir konu olmaktan çıkıyor. Önce penguenlerin nasıl bir canlı olduğuna bakalım.
Su altında uçmak
Penguen kanadı, uçan kuşlarınkinden çok daha sert ve yassıdır. Kemikler kalınlaşmış, eklemler hareket açısından kısıtlanmıştır. Bu, havada işe yaramaz ama suda mükemmel bir kürek oluşturur. Penguen suda kanatlarını çırparak ilerler; yani gerçek anlamda su altında uçar. Ayaklar itiş için değil, dümen olarak kullanılır.
Kemiklerinin de uçan kuşlardaki gibi hafif ve boşluklu olmadığını eklemek gerekir. Yoğun kemikler, dalış sırasında yüzme direncini azaltır. Uçmaktan vazgeçmek, denizde uzmanlaşmanın bedeli olmuş.
Dalış rekorları
Türler arasında büyük fark vardır. Küçük türler birkaç metre derine iner ve kısa dalışlar yapar. İmparator penguen ise yüzlerce metre derinliğe inebilir ve yirmi dakikayı aşan dalışlar kaydedilmiştir. Bu performans, kasların oksijeni depolama kapasitesinin yüksekliğine ve dalış sırasında kalp atışının belirgin biçimde yavaşlamasına dayanır.
Tüy yapısı: kuşlardaki en yoğun örtü
Penguen tüyleri kısa, sert ve birbirine son derece sıkı biçimde dizilmiştir. Birim alandaki tüy sayısı, kuşlar arasındaki en yüksek değerlerden biridir. Bu örtü rüzgârı keser ve tabanında bir hava tabakası hapseder; asıl yalıtım bu hava tabakasıyla sağlanır.
Tüylerin üzerine kuyruk dibindeki bezden salgılanan yağ sürülür. Bu bakım aksadığında tüyler ıslanır ve hava tabakası kaybolur. Ayrıca penguenler yılda bir kez tüylerini toplu hâlde döker; bu dönemde suya giremedikleri için haftalarca aç kalır ve önceden yağ depolarlar.
Soğuğa karşı kan dolaşımı hilesi
Ayaklar tüysüzdür ve buzla doğrudan temas eder. Buna rağmen donmazlar. Bacaklara giden atardamarlar ile geri dönen toplardamarlar iç içe geçmiş bir ağ oluşturur. Dışarı çıkan sıcak kan, içeri dönen soğuk kanı ısıtır; böylece ısı vücuttan çıkmadan geri kazanılır. Ayak sıcaklığı donma noktasının hemen üzerinde tutulur: donmayacak kadar sıcak, ısı kaybettirmeyecek kadar soğuk.
Kalabalıkta sıra ile ısınmak
İmparator penguenler, kışın en sert döneminde binlerce bireyden oluşan sıkı kümeler oluşturur. Kümenin içi ile dışı arasında büyük bir sıcaklık farkı vardır. Dikkat çekici olan, bu kümenin sürekli ve yavaş bir dalga hâlinde hareket etmesidir: dıştaki bireyler kademeli olarak içeri, içtekiler dışa doğru ilerler. Kimse sürekli rüzgâra maruz kalmaz. Bu, hiçbir yöneticinin düzenlemediği, tek tek atılan küçük adımlardan doğan bir sıra sistemidir.
Erkeğin ayağında geçen kış
İmparator penguende dişi tek yumurtayı bırakır ve beslenmek üzere denize gider. Erkek yumurtayı ayaklarının üstüne alır, karın bölgesindeki tüysüz deri kıvrımıyla örter ve aylarca hiçbir şey yemeden, en sert kış koşullarında bekler. Bu süreçte vücut ağırlığının önemli bir bölümünü kaybeder. Dişi döndüğünde yavruyu devralır, erkek ise nihayet denize açılır.
Sesle bulunmak
Binlerce bireyin bulunduğu bir kolonide eşini ve yavrusunu bulmak ciddi bir sorundur. Penguenler bunu sesle çözer. Her bireyin çağrısı kendine özgüdür ve eşler bu sesi gürültünün içinden ayırt edebilir. Bazı türlerde ses, iki ayrı frekans bileşeninin birleşiminden oluşur; bu da her bireye adeta iki katmanlı bir kimlik verir. Yavrular, kalabalıkta yalnızca kendi ebeveynlerinin sesine yanıt verir.
Taşla kurulan yuvalar ve taş hırsızlığı
Bazı türler yuvalarını çakıl taşlarından yapar. Uygun taş kıt olduğu için taş, koloninin değerli bir kaynağıdır. Çiftleşme döneminde erkeklerin dişilere taş sunduğu, komşu yuvalardan taş çaldığı ve bu yüzden kavga çıktığı düzenli olarak gözlenir. Yuvanın yerden birkaç santim yükseltilmesi, eriyen kar sularının yumurtayı basmasını engellediği için işlevseldir.
Tuzlu suyu içebilmek
Penguenler deniz suyu içer. Fazla tuzu atmak için göz çukurunun üstünde özel bir bez bulunur. Bu bez kandaki tuzu süzer ve yoğun bir tuz çözeltisi üretir; hayvan bunu burun deliklerinden dışarı atar, bazen başını sallayarak silkeler. Bu sayede tatlı su bulunmayan ortamlarda susuz kalmazlar.
Çoğu buzda yaşamıyor
Yaygın görüntünün aksine penguen türlerinin çoğunluğu Antarktika buzullarında değil, Güney Amerika, Afrika, Avustralya ve Yeni Zelanda kıyılarında yaşar. Bir tür ise ekvatora çok yakın bir bölgede bulunur. Bu türlerde sorun soğuk değil sıcaktır; gölgelenmek için oyuklar kazar, ayak ve kanatlarındaki damarları genişleterek ısı atarlar.
Baskı altındaki bir grup
Penguenlerin karşı karşıya olduğu tehditler birkaç başlıkta toplanıyor: deniz sıcaklığı ve buz zamanlamasındaki değişimler, besin kaynağı olan küçük deniz canlılarının azalması, aşırı avlanma, kirlilik ve üreme alanlarına giren yabancı türler. Kuluçka takvimi ile besin bolluğu arasındaki uyumun bozulması, yavru hayatta kalma oranını hızla düşürüyor.
Bu hayvanlar, denizin durumunu okumak için iyi bir gösterge sayılıyor. Kolonideki değişim, çoğu zaman okyanustaki değişimin görünür hâle gelmiş biçimi oluyor.