İçeriğe geç
Yozgat Nabız
Hayvanlar

Yılanlar Bacaksız Nasıl İlerler? Sürünmenin Mekaniği

Karın pullarının tek yönlü tutunması, S biçimli dalgalar ve kumda yana sıçrayan ilerleme. Yılanların dört farklı hareket biçimi ve bacaksız bedenin avantajları.

Berkay Tunalı 4 dk okuma

Facebook X WhatsApp

Bacaksız bir hayvanın kumda, çimende, ağaç dalında ve suda ilerleyebilmesi, doğadaki en şaşırtıcı hareket çözümlerinden biridir. Yılanların bedeni tek bir uzun kas ve kemik dizisinden ibaret gibi görünür; oysa içinde yüzlerce omur, bunlara bağlanan kaburgalar ve bu iskeleti hem büken hem de yere bastıran kas takımları vardır. Yılan ilerlerken aslında bedenini bir bütün olarak sürüklemez; zeminin belirli noktalarına sırayla tutunur ve kendini ileri iter.

Pullar sadece bir kabuk değildir

Yılanın karın tarafındaki pullar, sırtındakilerden farklıdır. Genellikle daha geniş ve enlemesine dizilidir. Bu pullar arkaya doğru hafifçe yatık durduğu için, beden ileri kayarken zemine az direnç gösterir, geri kaymaya çalıştığında ise takılır. Böylece zemin üzerinde tek yönlü bir tutunma oluşur. Yılanın altındaki kaslar bu pulları hafifçe kaldırıp indirebildiği için hayvan, hangi noktanın tutunacağını da ayarlayabilir.

Bu düzenek, bir kayakçının kayağının altındaki tırtıklı yüzeye benzetilebilir: öne kaymak serbest, geri kaymak zordur. Yılanın hızının ve sessizliğinin büyük bölümü buradan gelir. Sürtünmenin yönlere göre farklı olması, kas gücünden tasarruf sağlar.

Dört farklı ilerleme biçimi

Yılanların tek bir yürüyüşü yoktur. En bilineni, bedenin S biçiminde dalgalar çizerek ilerlemesidir. Bu dalgalar baştan kuyruğa doğru geçer ve bedenin kıvrımları çevredeki taş, ot ya da toprak pürüzlerine yaslanır. Yılan bu noktalara yaslanarak kendini ileri iter. Bu yüzden tamamen düz ve kaygan bir yüzeyde, örneğin cam üzerinde, bu yöntem işe yaramaz ve hayvan olduğu yerde kıvranır.

İkinci yöntem, dar bir yarıkta ya da ağaç kovuğunda kullanılır. Yılan bedeninin bir bölümünü akordeon gibi büzerek duvarlara yaslar, bu bölümle kendini sabitler ve ön kısmını ileri uzatır. Sonra ön kısmı sabitleyip arkayı toplar. Bu, tırmanırken de kullanılan yavaş ama çok tutunaklı bir ilerleme biçimidir.

Üçüncüsü, ağır ve kalın gövdeli yılanlarda görülen düz ilerlemedir. Beden neredeyse hiç kıvrılmadan, karın pulları sırayla öne atılıp zemine bastırılarak yavaşça ileri gider. Uzaktan bakıldığında hayvan hiç hareket etmiyormuş gibi görünür; bu yüzden avına sezdirmeden yaklaşmak için elverişlidir.

Dördüncüsü ise sıcak ve kaygan kumda yaşayan türlerde görülür. Bu yılanlar bedenlerinin yalnızca iki noktasını kuma değdirip yana doğru sıçrar gibi ilerler. Kumda arkalarında art arda dizilmiş, birbirine paralel izler bırakır. Bu yöntem hem kayganlıkla hem de aşırı sıcak zeminle aynı anda baş etmeyi sağlar; çünkü beden yüzeye kısa süre ve az yerden temas eder.

Suda ve havada

Yılanların çoğu yüzebilir. Suda bedenin S biçimli dalgası balıklarınkine benzer biçimde çalışır; kıvrımlar suyu geriye iter ve hayvan öne gider. Karada tutunma noktası arayan aynı hareket, suda doğrudan itiş üretir. Bazı deniz yılanlarında kuyruk yassılaşmıştır ve kürek gibi çalışır.

Bazı ağaç yılanları ise daldan atladıklarında bedenlerini yassılaştırıp yandan yana dalgalanarak süzülür. Bu bir uçuş değildir; kontrollü bir düşüştür ve hayvanın bir ağaçtan diğerine, yere inmeden geçmesini sağlar. Bedenin biçimini değiştirebilmek, aynı hayvanın çok farklı ortamlarda iş görmesini mümkün kılar.

Bacaksızlık bir eksiklik mi

Yılanların ataları bacaklıydı; bazı türlerde bugün hâlâ arka bacak kalıntılarına rastlanır. Bacakların kaybolması bir kayıp gibi görünse de, dar deliklerde, kaya çatlaklarında ve yoğun bitki örtüsünde ilerlemek için avantajlıdır. Uzun ve ince bir beden, bacaklı bir hayvanın giremeyeceği yerlere girer. Kemirgen yuvalarında avlanan türler için bu doğrudan bir beslenme üstünlüğüdür.

Bu bedenin bedeli de vardır. Yılanlar hızlı ve uzun mesafeli koşucular değildir; ani hızlanmaları kısa sürer. Ayrıca sürtünmeye ve zemin ısısına bağımlıdırlar. Soğuk bir sabahta hareketleri belirgin biçimde yavaşlar, ısındıkça çevikleşirler.

Karşılaşırsanız

Doğada bir yılanla karşılaşıldığında yapılacak en doğru şey, mesafeyi korumak ve hayvanın uzaklaşmasına yol bırakmaktır. Yılanlar kendilerini köşeye sıkışmış hissetmedikçe insana yaklaşmaz. Taşları elle kaldırmamak, uzun otlukta ayak bastığınız yeri görmek ve hayvanı kışkırtmamak yeterlidir. Bir sokma durumunda ise ev yöntemleriyle uğraşmadan vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna gitmek gerekir.

Bacaksız bir hayvanın kendi bedenini bir itme aracına çevirmesi, doğadaki çözümlerin ne kadar farklı yollardan gidebildiğini gösterir. Yılan hareket ederken aslında sürekli bir hesap yapar: nereye yaslanacağını, nerede tutunacağını ve nereden kayacağını. Bu hesabın sonucu, çıplak gözle bakıldığında yalnızca sessiz bir kıvrılma gibi görünür.